Eğitimi Yönetemeyenler:Türkiye’de bakanlıkların başına, o alandan gelen kişiler atandığında bunun normal olduğunu düşünürüz. Sağlık Bakanı doktor, Ticaret Bakanı tüccar, Turizm Bakanı turizmci, Maliye Bakanı ekonomist olabilir. Çünkü doğal olan budur.

Ana SayfaYazılar

Eğitimi Yönetemeyenler:

Milli Eğitim Bakanlığı’na pedagojik donanımı olmayan kişilerin atanması, eğitimin kamusal niteliğini zayıflatmakta; piyasacı ve gerici yapılarla şekillenen bir sistem dayatılmaktadır. Eğitimde liyakat, bilim ve toplumsal yarar esas alınmalı, çağdaş ve kamucu bir anlayış savunulmalıdır.

TÖBSEN Genel Hukuk Sekreteri Ahmet Karaçay’ın Mülakatlarla İlgili Açıklaması.
İlhan Culha: “Cumhuriyet Halkın Kendi Kaderine Sahip Çıkma İradesidir!”
Töbsen Genel Sekreteri Hizam Hasırcı’nın, Batman’da Yaşanan Çedes Skandalıyla Alakalı Açıklamaları Halk Tv’de Haberleştirildi.

Pedagojiden Uzak, Gericiliğe Yakın Bir Zihniyet

Türkiye’de bakanlıkların başına, o alandan gelen kişiler atandığında bunun normal olduğunu düşünürüz. Sağlık Bakanı doktor, Ticaret Bakanı tüccar, Turizm Bakanı turizmci, Maliye Bakanı ekonomist olabilir. Çünkü doğal olan budur. Ancak konu Milli Eğitim Bakanlığı olduğunda işler değişiyor. Pedagoji nedir bilmeyen, sınıfa hiç girmemiş, eğitim bilimine dair birikimi olmayan isimler, milyonlarca öğrencinin, yüz binlerce öğretmenin geleceğini belirliyor. Kamu yönetimi mezunu, hatta zamanında mühendislik okumuş isimlerin eğitim sistemine yön vermesi, sadece bir tesadüf müdür? Bizce değil.

Bu bir tercih. Bu tercihin arkasında da eğitim sistemini iyileştirmek değil, karmaşıklaştırmak, piyasacı mantıkla dönüştürmek, eğitimi bir hak olmaktan çıkarıp bir sektöre çevirmek anlayışı yatıyor. Eğitimi, öğrencinin gelişiminden, öğretmenin emeğinden, toplumun kamusal ihtiyacından koparıp kâra, rekabete, tüketime göre şekillendiren bir anlayış.

Bu anlayışın en büyük ortaklarından biri ise her dönemde eğitimde yol bulan, destek bulan tarikat ve cemaatlerdir. Bu yapılar yıllardır eğitim sistemini kendi ideolojik projelerinin bir parçası haline getirmek için fırsat kolluyor. Ve maalesef buluyorlar da… “Yenilik” adı altında eğitimi çağdaşlıktan koparıp bir dogmalar cehennemine sürükleyenler, gerçekte eski ve köhne bir zihniyetin taşıyıcılarıdır.

Milli eğitimi yöneten bu kadrolar, eğitimde yenilikçi olanları değil; biat edenleri, sorgulamayanları, sadakat gösterenleri ödüllendiriyor. Öğretmeni özne olarak değil, sadece uygulayıcı olarak gören, eğitimin özünü değil sadece prosedürünü düşünen bir yönetim anlayışı ile karşı karşıyayız. Bu anlayış, çocuklarımızın geleceğini karanlığa mahkûm ediyor.

Eğitim işi pedagojik bir iştir. Bilim ister, emek ister, toplumsal sorumluluk ister. Eğitim bir ülkenin geleceğidir ve bu gelecek kamu yararı ile planlanmalıdır. Eğitimde piyasacılık da, tarikatçılık da, liyakatsizlik de kabul edilemez.

Sayın kamu yönetimcisi! Eğitim, sizin deneme tahtanız değildir. Bu ülkenin öğretmenleri, öğrencileri, velileri; sizin keyfi kararlarınıza, piyasacı düzenlemelerinize, gerici ortaklıklarınıza mecbur değil. Kamucu, laik, bilimsel, çağdaş bir eğitim için mücadele etmeye devam edeceğiz.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: