TÖBSEN olarak, Ceyda Yüksel davasında verilen haksız tahrik indirimi kararını kınıyor, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanmasını ve kadın cinayetlerinde faillerin cezasız kalmamasını talep ediyoruz.
İzmir Bornova’da 21 yaşındaki Ceyda Yüksel’in Serkan Dindar tarafından katledilmesinin ardından verilen “haksız tahrik indirimi”, Yargıtay tarafından da onanmıştır. Bu karar, yalnızca bir yargı hatası değil, Türkiye’de kadınların yaşam hakkını yok sayan siyasal anlayışın yansımasıdır.
Türkiye, ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden AKP iktidarı eliyle çekilmiştir. Oysa sözleşmenin bağlayıcı hükümleri işletilseydi, kadınların şiddetten korunması, faillerin cezalandırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması devletin yükümlülüğü olacaktı. İstanbul Sözleşmesi’nin hükümleri uygulansaydı, bugün birçok kadın cinayetinin önü alınabilirdi.
Buna karşın iktidar, kadınları eşit yurttaş değil, aile içinde ikincil bir role hapseden anlayışın temsilciliğini yapmaktadır. Son Cuma hutbelerinde kadının mirastan eşit pay almasının dahi telkin edilmemesi, bu zihniyetin açık bir göstergesidir. Aynı anlayış, mahkeme salonlarında da “haksız tahrik” adı altında katilleri ödüllendirmektedir.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi, kadın-erkek eşitliğini; 17. maddesi ise herkesin yaşam hakkını güvence altına alır. Kadının “hayır deme hakkı”nın bile tahrik sayıldığı bir yargı düzeni, bu anayasal hakları açıkça çiğnemektedir.
Töbsen olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Kadın cinayetlerinde haksız tahrik indirimi derhal kaldırılmalıdır.
Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmeli ve hükümlerini eksiksiz uygulamalıdır.
Kadını ikincil gören, onu eşit bir yurttaş olarak kabul etmeyen bu gerici zihniyetle her alanda mücadele edilmelidir.
Biz Töbsen olarak Ceyda Yüksel’in ailesinin yanındayız. Kadın cinayetlerini meşrulaştıran kararların karşısında durmaya, eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.
Yaşasın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi!


YORUMLAR