Rojin Kabaış’ın ölümünün intihar değil cinayet olduğu, bir yıl sonra ortaya çıkan adli raporla kanıtlandı. Adaletin bu kadar gecikmesi, kadın cinayetlerinde cezasızlığın ve ihmalkârlığın ne kadar derinleştiğini bir kez daha gösterdi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin…
27 Eylül 2024 akşamı göl kenarına gidiyor ve bir daha ondan haber alınamıyor.
15 Ekim 2024’te cansız bedenine ulaşılıyor. Ölüm nedeni için suda boğulma dendi, intihar şüphesi üzerinde duruldu.
Babası ise aylarca tek başına mücadele etti, ilk günden bunun intihar değil cinayet olduğunu söyledi.
Narin Güran davasının görüldüğü sırada adliye önüne geldi, kızı için adalet istedi, haykırdı, sesini duyurmaya çalıştı.
O sesin haklılığını ancak bir sene geçtikten sonra işiten Adli Tıp Kurumu, raporunda Rojin’in bedeninde iki erkeğe ait DNA saptandığını duyurdu. Susan, sessizliğe gömülen yetkililer bir yıl sonra ancak bu sonuca ulaşabildi. Babasının “Rojin intihar etmedi, öldürüldü” feryadı ancak 1 yıl sonra duyulabildi.
“Ben zengin olsaydım bu olay hemen çözülürdü, fakirim diye kimse destek olmadı.” diyen bir babanın feryadı ancak bir sene sonra duyulabiliyorsa hangi adaletten hangi doğru işleyen sistemden bahsedebiliriz?
Aslında bu vaka bize son yıllarda ülkemizde şüpheli kadın ölümlerinin üzerinin nasıl kapatıldığını, adaletin nasıl da geciktirildiğini, cezasızlık politikalarının cani zihniyetleri daha da cesaretlendirdiğini bir kez daha göstermiş oldu. Rojin’in davası ısrarla gizlilik kararı ile devam ederken (!) katillerinin bir an önce cezalandırılmasını, gecikmeli de olsa Rojin için adaletin sağlanmasını umuyoruz!


YORUMLAR