Matematikte 2 Netle Lise: Bu Başarı Değil, Sessiz Bir Çöküştür

Ana SayfaGenelYazılar

Matematikte 2 Netle Lise: Bu Başarı Değil, Sessiz Bir Çöküştür

Bir öğretmen olarak son LGS sonuçlarına baktığımda içim burkuldu. Yıllardır sınıfta öğrencilerle kurduğum bağı, emeği, çabayı düşündüm… Ama bu tab

Bursa İl Temsilcimiz Serkan Bebek, As TV’ye Konuk Oldu
Eğitimi Yönetemeyenler:
SENDİKAL FAALİYETİ ENGELLEMEK İSTEYENLER SUÇ İŞLEMEKTEDİR !

Bir öğretmen olarak son LGS sonuçlarına baktığımda içim burkuldu. Yıllardır sınıfta öğrencilerle kurduğum bağı, emeği, çabayı düşündüm… Ama bu tabloyu görünce anladım ki sorun bireysel değil, yapısal. 20 matematik sorusundan Fen liseleri ve nitelikli Anadolu liseleri dışında kalan birçok liseye yerleşen öğrencilerin önemli bir kısmının matematik netleri 2’nin bile altındadır. Bu tablo, sistemin akademik hazırlık düzeyini değil, adrese dayalı zorunlu yerleştirme gerçeğini yansıtmaktadır.” ortalama yalnızca 4’ü yapılabilmiş. Her 10 öğrenciden 7’si, 10 neti bile görememiş. Bazı öğrenciler sadece 2 netle liselere yerleşmiş. Bu bir başarı öyküsü değil; aksine, sistemin artık çocuklara temas edemediğinin en açık kanıtı.

Bu başarısızlık ne sadece öğrencinin, ne de sınıftaki öğretmenin kişisel eksikliğiyle açıklanabilir. Bu tablo; yıllardır süren plansız değişimlerin, sınav sistemlerinin yapboza dönmesinin, müfredatla öğrencinin arasındaki mesafenin büyümesinin sonucudur. Her yıl farklı bir model, farklı bir sistem… Ama hepsinin ortak noktası: Öğrenciyi bir yarışın içine itmek.

Eğitim Öğretim sistemi öğrencileri bir yarış alanına çekmek hedefiyle oluşturulmamalı. Özellikle de matematik bu şekildeki bir alanda araç şeklinde kullanılmamalı. Matematik bir düşünme biçimi, bir sorgulama yeteneği, bir çözüm üretme becerisidir. Çocuklara bunu kazandırmak varken, biz yıllardır onları seçmeye, eleştirmeye, dışlamaya odaklanıyoruz.

Bir de şu gerçek var ki, bu sınav sonuçları sadece bu yılın sorunu değil. Bu tablo yıllardır yavaş yavaş geliyordu. PISA 2022 verilerine göre Türkiye’deki 15 yaş grubunun yaklaşık %40’ı en düşük matematik yeterlilik düzeyinde. Yani temel işlemleri yapamayan, problem çözmekte zorlanan bir nesille karşı karşıyayız.

Peki ne yaptık bu çocuklar için?

Her yıl değişen sınav sistemleriyle öğrenciyi bir deneme tahtasına çevirdik. Matematiği sevdirmedik, öğretmedik; eledik. Dersleri öğrencilerin değil, piyasanın taleplerine göre şekillendirdik. Çocuklar kendini anlatamadan sistemin dışına düştü.

Bir öğretmen olarak şunu çok net söylüyorum: Bu çocuklar başarısız değil. Onlar; eşitsizliklerin, müfredat karmaşasının, niteliksiz materyallerin ve değersizleştirilen öğretmenliğin kurbanı. Bu sonuçlar; kamusal eğitimin gerilemesinin, fırsat eşitsizliklerinin ve eğitimdeki yönsüzlüğün aynasıdır.

Artık gerçek bir yüzleşme zamanı.

Çocukların potansiyelini gözeten, yeteneklerini önemseyen, adil ve insani bir lise geçiş sistemine ihtiyacımız var. Parasız, eşit ve nitelikli kamusal eğitim bir hak ve bu hakkı çocuklarımız için savunmaya devam etmeliyiz.

Unutmayalım: Bir çocuğun elinden matematiği alırsanız, sadece bir dersi değil, düşünebilme yetisini, geleceğe dair umudunu da elinden alırsınız.

Ve biz, o umudu yeniden büyütmek zorundayız. Hep birlikte.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: