“İklim Kanunu” Gibi Gözüken Yeni Denetim Rejimine Karşı Uyarıyoruz!

Ana SayfaGenelBasın Açıklamaları

“İklim Kanunu” Gibi Gözüken Yeni Denetim Rejimine Karşı Uyarıyoruz!

Kamuoyuna “çevreci” bir yaklaşımla sunulan İklim Kanunu Taslağı 2 Temmuz 2025 tarihinde kanunlaştı, ilk bakışta doğaya duyarlılık taşıyan bir düzenle

Gerçek Barış, Emeğin Hakkıyla Mümkündür!
TÖBSEN Genel Sekreteri Hizam Hasırcı’nın Mülakatlarla Alakalı Açıklaması
SEFALET VE YOKSULLUK KADERİMİZ DEĞİLDİR, BELİRLENEN ASGARİ ÜCRET KABUL EDİLEMEZ!

Kamuoyuna “çevreci” bir yaklaşımla sunulan İklim Kanunu Taslağı 2 Temmuz 2025 tarihinde kanunlaştı, ilk bakışta doğaya duyarlılık taşıyan bir düzenleme gibi görünmektedir. Ancak metin incelendiğinde, bu yasa tasarısının arkasında doğayı korumaktan çok, küresel sermayenin dijital ve ekonomik denetimini mümkün kılacak bir düzen kurma hedefi olduğu açıkça görülmektedir.

Afetlere karşı dayanıklı şehirler, temiz enerji yatırımları ve sürdürülebilirlik gibi olumlu kavramlarla süslenen bu yasa; aslında tarımdan enerjiye, üretimden tüketime kadar her alanı kar hırsıyla şekillendiren vahşi kapitalist sistemin yeni bir kontrol mekanizmasıdır.

Özellikle Hatay’da, İzmir’de ve Türkiye’nin pek çok bölgesinde yaşanan büyük orman yangınları, bu yasanın halk nezdinde meşrulaştırılması için bir araç haline getirilmiştir. Günlerce süren, müdahale edilmediği için büyüyen yangınlar, şimdi “bu yasa ne kadar gerekliydi” demek için kullanılıyor. Oysa biz biliyoruz ki bu felaketlerin arkasında da yeterli kamusal önlem alınmaması, yerel halkın dışlanması ve doğanın sermayeye terk edilmesi var. Bu yasanın arkasındaki niyet; ormanları, yaylaları, su kaynaklarını ve kıyıları küresel yatırım projeleriyle pazara açmak; iklim bahanesiyle doğayı tekelleştirmektir.

Bugün bizlere karbonu azaltma gerekçesiyle sunulan bu düzenleme, yarın bireylerin hayat biçimlerini, tüketim alışkanlıklarını ve üretim tercihlerine kadar müdahale eden bir gözetim sistemine dönüşebilir.
Bu yasa aynı zamanda, doğayı değil sermayeyi koruyan bir tahakküm düzeninin, insanın ekmek kadar, su kadar, oksijen kadar ihtiyaç duyduğu özgür ve bağımsız ruhunu hedef almaktadır.

TÖBSEN olarak uyarıyoruz:
Kapitalist tekelleşme yalnızca doğayı değil, insanı da kimliksizleştiriyor. Yerel üretici yok sayılıyor, tarım bitiriliyor, toplumsal yaşamın temelleri sermaye lehine yeniden dizayn ediliyor.

Bizler eğitim emekçileri olarak biliyoruz ki, bu yasa sadece bir çevre meselesi değildir. Bu aynı zamanda bir hak, emek, özgürlük ve egemenlik meselesidir.
TÖBSEN, sendikal mücadelesini yalnızca ücret pazarlığıyla sınırlamayan; yaşamın her alanında emeğin ve halkın çıkarlarını savunan örgütlü bir güçtür.

Bu ülkenin havasını, suyunu, ormanını, köyünü, tarlasını; doğasını ve insanını bir bütün olarak savunuyoruz.
Gerçek çevrecilik, doğayla birlikte insanı da özgür kılan bir anlayışla mümkündür.
Gerçek mücadele, doğayı da, emeği de sermayeye karşı koruyan örgütlü güçle mümkündür.

TÖBSEN olarak bu yasaya karşı tüm emekçileri, halkı ve kamuoyunu uyanık olmaya, birlikte mücadeleye çağırıyoruz.

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
Yaşasın TÖBSEN!

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: