📍 23 yıldır ülkeyi yöneten bir iktidar düşünün. Her yeni eğitim bakanı, bir öncekinin sistemini “hatalı” buldu; her gelen kendi “reformunu” dayattı.
📍 23 yıldır ülkeyi yöneten bir iktidar düşünün. Her yeni eğitim bakanı, bir öncekinin sistemini “hatalı” buldu; her gelen kendi “reformunu” dayattı. Bugüne kadar 9 bakan değişti, 17 farklı sistem değişikliği yaşandı. Ancak değişen sadece yönetici isimleri değildi. Sürekli değişen politikalar, sistemsel istikrarı yok etti.
📍 Sonuç ne oldu?
▪️ Diplomalı işsizlik: Bugün Türkiye’de gençler arasında eğitim ve istihdam ilişkisi ciddi sorunlar yaratıyor. 18–24 yaş aralığında gençlerin yaklaşık %30’u ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor; bu oran OECD ülkeleri ortalamasının çok üzerinde bulunuyor.
▪️ İstikrar kaybı: Eğitim sistemi, yaz-boz tahtasına dönmüş durumda. Her gelen yeni uygulamalarla mevcut programları yeniden şekillendiriyor.
▪️ Gelecek kaygısı: Gençler, sistemin belirsizlikleri nedeniyle yurt dışı fırsatlarına yöneliyor; eğitim süreçleri ile kariyer hedefleri arasındaki bağ zayıflıyor.
📍 Bu tablo tesadüf değil, sonuçlar bilinçli tercihlerin ürünü.
• 9 bakanın ortak noktası liyakat yerine siyasi tercihleri esas alan atamalar ve “mülakat” adı altında yaşanan torpil/adamcılık oldu.
• Her yeni değişiklikte sistemin kilit noktaları yerine kişisel öncelikler öne çıkarıldı
📍 Eğitimin niteliği yalnızca öğretim müfredatıyla ölçülmez; aynı zamanda toplumun ortak değerleriyle ilişkilidir. Ancak son yıllarda eğitim politikalarına laik eğitimin temel ilkelerinden uzaklaşacak adımlar yerleştirildi.Yusuf Tekin döneminde başlayan bazı uygulamalarda, milli eğitim politikalarının dinsel/sosyal beklentilere göre şekillenmesi yönünde adımlar hız kazandı. Bu, eğitim sistemini kamusal, tarafsız ve çağdaş ilkelere göre tanımlayan yapıyı zayıflattı.
📍 Veriler ne söylüyor?
• Gençlerin önemli bir kısmının ne eğitimde ne istihdamda olması, eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki uyum sorununu ortaya koyuyor.
• Üniversite mezunlarının dahi iş bulma oranları beklenenin çok altında seyrediyor; bu da “diploma sahibi olmak” ile “istihdam edilebilir olmak” arasındaki uçurumu gösteriyor.
📍 Bu sorunlar sadece iddialar değildir, uluslararası raporlar da sisteme ilişkin ciddi göstergeler sunmaktadır. Türkiye, genç nüfusun eğitimle istihdamı arasında en zayıf bağlardan birine sahip OECD ülkelerinden biridir; bu da eğitim politikalarının üretken sonuçlar vermediğini göstermektedir.
📍 Sonuç olarak; iktidarın eğitim politikalarında yaşanan bu sürekli değişim, liyakatsiz kadrolar, sistemsel istikrarsızlık, ideolojik kaymalar ve net hedeflerden uzak yaklaşımlar sonucunda Türkiye eğitim sistemini her geçen gün daha zor bir konuma getirmiştir. Eğitim elimizden alınmakta; toplumun ortak geleceğini inşa edecek nitelikte bir sistem yerine, değişen siyasi gündemlerin etkisine açık bir yapı bırakılmaktadır.


YORUMLAR