Utanma Duygusu

Ana SayfaYazılar

Utanma Duygusu

“Esra Erol’da” programında ortaya çıkan bir skandal, toplumsal çürümenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Utanma duygusunun yitirilmesi, yalnızca bireysel değil, siyaset dâhil tüm toplumsal yapıyı etkiliyor. Verilen sözlerin tutulmaması, değerlerin hiçe sayılması bu çürümüşlüğün göstergesi. Toplumun yeniden inşası ancak utanma duygusunun geri kazanılmasıyla mümkün olabilir.

ÖĞRETMENİ EĞİTİMİN ÖZNESİ OLMAKTAN ÇIKARAN, DENETİM VE TALİMAT MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜREN GENELGE KABUL EDİLEMEZ.
Tarihsel Mücadeleden Bugüne: Kamu Emekçilerinin Sendikal Yolculuğu
Ceyda Yüksel Davası, Haksız Tahrik İndirimi ve Kadınların Yaşam Hakkı

Geçtiğimiz günlerde “Esra Erol’da” programında ortaya atılan bir iddia, sadece bir aile skandalından ibaret değildi; toplumsal çürümenin ne boyuta ulaştığını gözler önüne seren bir ibret vesikasıydı. 21 yaşındaki Cuma Doğan’ın, nişanlısının annesi olan 47 yaşındaki Güldane ile ilişki yaşadığı ve bu ilişkiden bir çocuk bekledikleri iddiası, kamuoyunu şoke ederken Cuma’nın verdiği cevap daha da dehşet vericiydi: “Bunda utanılacak ne var ki?”

İşte mesele tam da burada başlıyor. Çürümüşlüğün ilk belirtisi, insanın utanma duygusunu yitirmesiyle başlar. Yüz kızartıcı bir eylem karşısında başını öne eğmesi gerekenler, artık kameraların karşısında göğsünü gere gere konuşabiliyor. Sadece bu olay mı? Hayır. Aynı çürüme, her gün televizyonlarda, sosyal medyada, sokakta, en çok da siyasette karşımıza çıkıyor.

Seçimlerden önce halka pembe hayaller satan siyasetçiler… Üç ayda projeler bitireceğini söyleyenler, rakibi bir kooperatif kuracağını açıklayınca apar topar “biz de kuracağız” diyenler… “Sokaklar asfaltlanacak, çöp ihalesi iptal edilecek, kendi araçlarımızla toplayacağız” diyenler… Sonra? Ne bir adım, ne bir faaliyet. Geriye sadece laf kalabalığı, bahaneler ve kamera önünde yapmacık samimiyet gösterileri kalıyor.

Bu insanlar, verdikleri sözleri unutturabileceklerini sanıyor. Belki de gerçekten unutuluyor. Çünkü bu çürümüşlük sadece siyasetçinin değil, bir bütün olarak toplumun sorunu artık. Utanma duygusunu kaybetmiş bireylerin elinde, toplumsal vicdan eriyor. Kimse “Nasıl oldu da bu hale geldik?” demiyor. Çünkü kimsenin utanacak bir şeyi kalmamış gibi.

Bugün bir televizyon programında “Bunda utanılacak ne var?” diyen gençle, seçim öncesi söz verip sonra hiçbir şey yapmadan koltukta oturan siyasetçi arasında temelde hiçbir fark yoktur. Her ikisi de toplumun yitirdiği o en temel değerin, utanmanın artık hayatımızda yer almadığının göstergesidir.

Toplumu yeniden inşa etmek istiyorsak önce utanmayı hatırlamalıyız. Yüz kızartıcı olaylar karşısında başımızı öne eğmeyi, yanlış yapınca özür dilemeyi, verdiğimiz sözleri unutmamayı… Aksi takdirde çürümenin sesi daha da yükselir, birileri çıkıp “ne var bunda?” demeye devam eder.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: